Ana içeriğe atla

İCAT :ROBOT



Bir robot hassasiyet ve hız özelliklerini en üst seviyede tutan, otomatik olarak bir veya daha fazla işlevi yerine getiren makinelerdir. Farklı işlevleri yerine getirmek için farklı tipte robotlar vardır.
Örnek olarak “Androidler” olarak adlandırılan insan anatomisinden esinlenerek insan organlarının yaptığı görevleri yerine getirmeye çalışan robotlar vardır.
Robotlar otomatik olarak değil de manuel olarak insan eli ile uzaktan da kontrol edilebilir. Bu kontrol mesafesi robotun iç yapısında kullanılan elektronik cihazlar ve teknelojilere bağımlı olarak değişebilir.
Günümüzde robotlar genel olarak bilgisayar ile kontrol edilir ve otonom robotlar ve böcek robotlar olmak üzere iki katagoride incelenirler.
Otonom robotlarda kendi iç yapısında bulunan, kontrol merkezi olarak adlandırılıan kendine özel bir bilgisayarı vardır.
Buradaki bilgisayar kavramı mikroişlemciler ve mikroişlemcilere gömülen yazılımlardır. Sensörler ile çevresinden aldığı verileri değerlendirerek bir sonuca ulaşır ve bu sonuç neticesine göre hareket eder.
Böcek robotlarda ise kontrol bir kumanda yardımı ile bir veya daha fazla robotun hareketinin belirlenmesi ile gerçekleşir. Bu kontrol edilen böcek robotların sayısı tek bir kumandada dört haneli rakamlara kadar ulaşabilir

Robotların Sahip Olduğu Başlıca Özellikler

Algılama: Öncelikle robot bulunduğu çevre faktörlerini anlaması gerekir. Bu algılamayı yapması için de robotlar sensörleri kullanırlar. Sensörler insan duyu organlarından çok da farklı olmayacak bir şekilde;
  • Dokunma ve basınç sensörleri,
  • Işık sensörleri,
  • Sonar sensörler,
  • Kimyasal sensörler gibi gruplara ayrılmıştır. Robot çevresinden bilgiyi alırken bu sensörleri kullanmaktadır.                      
Hareket: Robotun bulunduğu ortamda hareketini iticiler ve tekerlekler veya yürüme özelliğine sahip bacakları ile sağlayabilir.
Enerji: Robotun çalışabilmesi için güce ihtiyaç vardır. Bu güç güneş enerjili, elektrik enerjili veya pilli olabilir. Bu özellikler robotun bulunacağı ortam veya yapacağı işe göre değişebilir.
Zeka: Programlama robot için en önemli özelliklerden biridir. Programın sensörlerden gelen verilere göre nasıl hareket edeceğini belirlediği kısım programlama kısmıdır.

Robotların Tarihi

Robotlar yaygın olarak kullanıldığı zaman dilmine göre gruplandırılmıştır. 1970’li yıllarda kullanılan elektromekanik, programlanamayan cihazlardan oluşan robotlar ilk nesil robotlar olarak adlandırılmıştır.
İkinci nesil robotlar ise 1980’li yıllarda geliştirilmiştir.İkinci nesil robotları birinci nesil robotlardan ayıran en önemli özellik ise programlanabilir olmasıdır.
Bu sayede robotlar verilen işlevleri otomatik olarak yazdığımız program dahilinde yapacaktır. Bu sayede robotlar iş kolaylığı sağlamaktadır ve hata payını en aza indirmektedir. Üçüncü nesil robotlar ise 1990’lı yıllardan günümüze kadar uzanmaktadır.
Bu makineler gelişmiş programlama teknikleri kullanarak çevresinden aldığı verileri değerlendirebilen, sensörlerden aldığı veriyi işleyebilen, sabit veya taşınabilir makineler olabilir. Böcek veya otonom robotlar olabilirler.
Günümüzde hala gelişmekte olan dördüncü nesil robotlar ise özellikle yapay zeka konusunda geliştirilmesi hedeflenmiş, kendi kendini kopyalayabilen veya tamir edebilen, nano ölçekli fiziksel boyutlarda işlemler yapabilen cihazlardır.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİM İNSANI :Alexander Graham Bell (1847 – 1922)

Doğum Tarihi: 3 Mart 1847 Ölüm Tarihi: 2 Ağustos 1922 Doğum Yeri: Edinburgh/İskoçya Meslek: Mucit, Bilim Adamı, Sanayici İskoçya asıllı Kanada‘lı bilimadamı, mucit ve sanayici. Telefonu icat eden kişi olarak tanınır. Telefonun patentini 7 Mart 1876′da aldı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon Şirketi‘ni 1877′de kurdu. Bell Telefon Şirketi bugün ABD’nin en büyük şirketlerinden biridir. Ayrıca kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır. Babası kendini sağır ve dilsiz insanların sorunlarıyla uğraşmaya adamıştı. Bu nedenle Bell, küçük yaştan itibaren, daha sonradan çok işine yarayacak olan ses bilgisi konusunda epey bilgiye sahip oldu. Bell de kendini, sağır öğrencilerin, dolaylı olarak da olsa, seslerin dünyasını kavramaları ve yaşamalarına adadı ve ilk olarak Boston’daki Sağır ve Dilsizler Okulunda çalışmaya başladı. Bell, telgraf şirketlerinin çıkmazı olan, bir hat üzerinde aynı anda yal...

BİLİM İNSANI :HAREZMİ

Harezmi 780 yılında Özbekistan'ın Karizmi kentinde dünyaya gelmiştir. Tam olarak ismi Ebu Abdullah Muhammed bin Musa El-Harezmi'dir. Kendisini matematik tarihinin en büyük  bilim adımı  olarak tanımlayabiliriz. Çünkü  cebirin ve algoritmanın kurucusudur .  El Harezmi  sadece matematikle değil aynı zamanda astronomi ve coğrafyayla da ilgilenmiştir. Batı dünyasında en çok etkide bulunan bilim adamı diyebiliriz. Çalışmalarına Abbasi halifesi Mem'un tarafından Bağdat Saray Kütüphanesine getirilmesiyle başlamıştır. Daha sonra burada yabancı eserlerin  tercümesini yapmak amacıyla kurulan bir tercüme akademisi olan Beyt'ül Hikme'de göreve başlar. Harezmi'nin bu kadar önemli bir bilim adamı olmasının sebebi sadece cebirin kurucusu olması değildir aynı zamanda geliştiricisi de olmasıdır. Hayatındaki bir çok büyük eserini Bağdat Saray Kütüphanesinde yapmıştır. Harezminin ilk eserlerinden biri aritmetik alanındadır. Ancak bu alanda bıraktığı yapıtın orjinali kayıp...

BİLİM İNSANLARI :İBNİ SİNA

İBNİ SİNA (980 - 1037) Felsefe,  matematik , astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan,   İBNİ SİNA(980-1037), matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir. Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm KURAMININ doğru olup olmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır.  İBN-i SİNA'ya göre, her element sadece kendisine özgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altın ve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.                                         İbn-i Sinâ , mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles'in hareket...