Ana içeriğe atla

MUCİT :ISAAC NEWTON



Isaac Newton, Galileo Galilei’nin öldüğü yıl olan 1642’de doğdu, öğrencilik günleri sönük geçti; bir çiftçi olmak için yetiştirilse de onun başka yetenekleri vardı. Mantık, etik, fizik ve Aristoteles’in çalışmaları hakkında klasik bir eğitim almak üzere Cambridge’deki Trinity Üniversitesine gitti. Mezun olduktan sonraki yedi yılını matematik üzerinde çalışarak geçirdi.
Diferansiyel kalkülüsün temel prensiplerini bulduğu sırada, tesadüfen bu prensipler Almanya’da Gottfried Leibniz (1646-1716) tarafından oluşturulmuştu. Aynı zamanda ışık bilimiyle de ilgilenip dairesel hareketin matematiksel teorisi üzerinde çalıştı. 1667 yılına gelindiğinde Trinity Üniversitesinin bir üyesi olmuş, matematiksel becerileriyle gayet iyi tanınmaktaydı. Işık bilimi üzerinde çalışmaya devam ederek, lens yerine yansıtıcı ayna kullandığı kendi tasarımı olan bir teleskop üzerinde çalışmaya başladı. Benzer türdeki teleskoplar günümüzde Newton reflektörleri olarak bilinmektedir.
Newton, matematik ve ışık alanında devam eden çalışmalarına dayanarak 1669 yılında Lucas Matematik Profesörü (aynı kürsüde bugün Stephen Hawking bulunmaktadır) olarak atandı. Işık bilimi, ışık ve renk hakkında makaleler yayımladıktan sonra dikkatini gökcisimleri mekaniğine çevirdi. Merakı, meslektaşı Robert Hooke (1635-1703) ile yazışmaları sonucunda kabarmıştı. Newton, Hooke’un bazı eleştirilerine gücense de bu yazışmalardan ve 1680 yılının başında beliren bir kuyruklu yıldızdan dolayı gezegen yörüngeleri üzerinde çalışmaya yetecek kadar etkilenmişti.
Çalışmalarının kanıtlarını yazarak Philosophiae Noturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri) adlı kitabında evrensel hareket kanunlarını yayımladı. Bu yayını onu, bilimsel çevrelerde uluslararası bir yıldız haline getirdi ve hareketi tanımlayan çalışması, o yaşadığı sırada başlayan endüstri devrimine büyük katkı sağladı.

Newton’un Hareket Kanunları

Isaac Newton, bir cismin uzaydaki hareketini tanımlayan hesaplamalar üzerinde dikkatle çalıştı. Bunun temelinde de üç kanun olduğunu ileri sürdü:
  1. Duran bir obje durmaya devam eder. Hareket halindeyse, başka bir cisim ya da kuvvet tarafından etkilenmediği takdirde hareket halinde kalır.
  2. Bir kütleye kuvvet uygulandığında ivme meydana gelir. Kütle ne kadar büyükse cisme ivme kazandırmak için gereken güç de o kadar büyük olur. Fizik ve astronomi öğrencileri şu formülü öğrenir: F = m*a; burada m kütlenin miktarını, a ise ivmeyi belirtir. Yere düşen elma örneğinde, elmanın kütlesiyle ivmesini çarparsanız bu size kuvveti (Newton adı verilen birimde) verir.
  3. Her eylem için bir eşit, bir de karşıt reaksiyon mevcuttur. Bir bowling pistinde ileri doğru atılan bir top ters yönde gelen bir topa çarparsa ilk top, ikinci topa ne kadar büyük bir kuvvet uygulandığına bağlı olarak, geriye doğru hareket etmeye başlar.
Bunlar, günümüzde artık bariz kurallar gibi görünse de Newton’un yaşadığı dönemde şaşırtıcı derecede yeni fikirlerdi.

Newton’un Kütle Çekimi Kanunu

Newton’un geliştirdiği, doğanın en önemli kurallarından biri de evrensel kütle çekimi kanunudur. Bu kanun, kütle çekiminin evrendeki bütün cisimler üzerinde etkili bir kuvvet olduğunu söyler. Newton, iki cismin kütlesini ve aralarındaki mesafeyi biliyorsanız iki cisim arasındaki kütle çekim kuvvetini hesaplayabileceğinizi belirtmişti. Cisimler birbirlerine yaklaştıkça kütle çekim kuvveti onları birbirine daha güçlü çeker. Cisimler birbirlerinden uzaklaştıkça kütle çekimi zayıflar. Dahası, güçlü bir kütle çekim merkezi etrafında dönen cisimler, uzaklarsa daha yavaş, yakınlarsa daha hızlı dönerler. Kütle çekimi, yıldız oluşumundan kara deliklerin yaratılışına, galaksi gelişiminden atomlar arasındaki etkileşime varıncaya dek güneş sistemimizdeki cisimlerin yörüngesel mekaniğine kadar her şeyi etkiler.

Newton ve Yörüngesel Hareket

Yörüngesel hareket, evrendeki yaşamın önemli bir parçası olduğundan ona biraz daha yakından bakalım. Yörüngeler, Newton’un ilk hareket kanununu örnekler; bu da hareket halindeki bir cismin, hareketi değiştirecek bir kuvvete maruz kalmadığı takdirde öyle kalmaya devam edeceğini söyler. Bu kanunu her gün deneyimlersiniz. Çarpmak üzere olan bir kapı gördüğünüzde bunu durdurmak için elinizi kullanırsınız. Kapının hızını ve yönünü değiştiren kuvvet sizin elinizdir.
Uzaydaki hareketi değiştiren kuvvet de kütle çekimidir. Bütün fiziksel cisimlerin kütlesi vardır. Her kütlenin de diğerleri üzerinde bir çekim gücü vardır. Cisim ne kadar büyürse kütle çekim gücü de o kadar büyük olur. Kütle çekimi ve hız, gezegenlerin Güneş etrafında, uyduların gezegenler etrafında, galaksilerin de diğer galaksiler etrafında dönmesini sağlar.

Newton’dan Yıldızlara

Avrupa Uzay Ajansı, bir uzay teleskobu olan XMM-Newton x-ışını gözlemevine, Newton’ı ve pek çok başarısını onurlandırmak için bu adı verdi. Sör Isaac Newton, yaşamının sonraki kısmında derin düşüncelere dalıp din ve metafizik konuları üzerinde yazılar yazdı. 1696dan başlayarak otuz yıl boyunca Kraliyet Darphanesinde müdür olarak çalıştı. Aynı zamanda Kraliyet Cemiyetinde Başkanlık görevi yaptı ve 1705 yılında Kraliçe Anne tarafından kendisine şövalyelik nişanı verildi. 1727 yılında öldüğünde ardında müthiş bir bilim mirası bıraktı.

Düşen Elma Meselesi

Newton’i öğrenen her çocuğa onun evrensel kütle çekimini nasıl bulduğunun hikâyesi anlatılır: Bir elma düşer ve Newton’un kafasına çarpar. Newton’un kafasına bir elma düştüğünün bir kanıtı olmasa da Newton, bir elmanın düşüşünü izlerken onun neden yanlara doğru değil de dümdüz aşağıya düştüğünü merak ettiğini söylemiştir. Sonunda, Dünyanın kütle çekimsel gücünün, yere düşen elmanın kütle çekim etkisiyle bir şekilde orantılı olduğu sonucuna varmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLİM İNSANI :Alexander Graham Bell (1847 – 1922)

Doğum Tarihi: 3 Mart 1847 Ölüm Tarihi: 2 Ağustos 1922 Doğum Yeri: Edinburgh/İskoçya Meslek: Mucit, Bilim Adamı, Sanayici İskoçya asıllı Kanada‘lı bilimadamı, mucit ve sanayici. Telefonu icat eden kişi olarak tanınır. Telefonun patentini 7 Mart 1876′da aldı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon Şirketi‘ni 1877′de kurdu. Bell Telefon Şirketi bugün ABD’nin en büyük şirketlerinden biridir. Ayrıca kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır. Babası kendini sağır ve dilsiz insanların sorunlarıyla uğraşmaya adamıştı. Bu nedenle Bell, küçük yaştan itibaren, daha sonradan çok işine yarayacak olan ses bilgisi konusunda epey bilgiye sahip oldu. Bell de kendini, sağır öğrencilerin, dolaylı olarak da olsa, seslerin dünyasını kavramaları ve yaşamalarına adadı ve ilk olarak Boston’daki Sağır ve Dilsizler Okulunda çalışmaya başladı. Bell, telgraf şirketlerinin çıkmazı olan, bir hat üzerinde aynı anda yal...

BİLİM İNSANI :HAREZMİ

Harezmi 780 yılında Özbekistan'ın Karizmi kentinde dünyaya gelmiştir. Tam olarak ismi Ebu Abdullah Muhammed bin Musa El-Harezmi'dir. Kendisini matematik tarihinin en büyük  bilim adımı  olarak tanımlayabiliriz. Çünkü  cebirin ve algoritmanın kurucusudur .  El Harezmi  sadece matematikle değil aynı zamanda astronomi ve coğrafyayla da ilgilenmiştir. Batı dünyasında en çok etkide bulunan bilim adamı diyebiliriz. Çalışmalarına Abbasi halifesi Mem'un tarafından Bağdat Saray Kütüphanesine getirilmesiyle başlamıştır. Daha sonra burada yabancı eserlerin  tercümesini yapmak amacıyla kurulan bir tercüme akademisi olan Beyt'ül Hikme'de göreve başlar. Harezmi'nin bu kadar önemli bir bilim adamı olmasının sebebi sadece cebirin kurucusu olması değildir aynı zamanda geliştiricisi de olmasıdır. Hayatındaki bir çok büyük eserini Bağdat Saray Kütüphanesinde yapmıştır. Harezminin ilk eserlerinden biri aritmetik alanındadır. Ancak bu alanda bıraktığı yapıtın orjinali kayıp...

BİLİM İNSANLARI :İBNİ SİNA

İBNİ SİNA (980 - 1037) Felsefe,  matematik , astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan,   İBNİ SİNA(980-1037), matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir. Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm KURAMININ doğru olup olmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır.  İBN-i SİNA'ya göre, her element sadece kendisine özgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altın ve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.                                         İbn-i Sinâ , mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles'in hareket...